Bir kadın karşısındakini gerçekten sevdiği zaman, bağışlayıcı niteliği ön plana çıkar. Erkekle kadını ayıran en önemli özellik de budur aslında. Kadınlar hataların üstünü örtüp affetmeye meyillidir fakat erkekler tek hatayla silebilir.
Affetmenin sınırı kişisel özellikler doğrultusunda farklılık gösterse de “her kadın en az bir kere affeder.” Söylemi genel geçer bir kuraldır. Özellikle aşık bir kadın, aşık olduğu erkeğe belki de milyonlarca kez şans verir. Bilir aslında sonunun olmadığını ama yine, yine ve yine affeder. Aklındaki düşünceler onu affedici olmaya iter.
“Düzelmiş olamaz mı?” “Ya pişmansa?” “ Her şey çok güzel olabilirdi. Neden olmasın?” “O beni seviyor, davranışları değişemez mi?” “ bir şansı hak etmiyor mu?” İşte bir kadının aklında işleyip duran düşünce mekanizması bu yöndedir. Bir şans daha verir karşısındaki ne yapmış olursa olsun. “Bir kere daha denemeye değer” der. Sonra bu ‘bir kerelik affetmeler’ tekrarlara dönüşür. Her hatadan bir polyannacılık çıkarımı yaparak tekrar affeder. Tekrar ve tekrar…
Bir kadının sabrına belki çok şaşırırsınız. “Her hatayı nasıl affedebilir bir insan, bu kadar mı kör?” ya da “bu kadar mı çok seviyor” dersiniz. Çoğu zaman, susup sabreden kadının bir sınır noktası olduğunu unutursunuz . İşte her şey o sınırı aştığınızda başlar.
Bağışlayıcı affedici kadın için o aşımdan sonrası tam bir yeniden doğuştur. Affetmez artık, küçücük hatalarla bile hayatından insanları çıkarmaya başlar. Aklından sildiği insanların da geri dönüşü yoktur. O bir robotun duygusuzluğundan daha duygusuzdur bu noktada. Bir kadını başladığı noktadan buraya getiren erkek de takdire şayandır çünkü zordur kadının sabrını tüketmek. Sevdiği için affedici olan kadın artık tahammülsüz bir insana dönüşmüştür…
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!