Her anının izlerini taşır aslında onlar. Bazen anılarının sahibi silinirken hafızandan, siluetinin önüne sis bulutları yerleşmişken sen ‘o’nu olmasa da bıraktığı anıları her zaman hatırlarsın. Zamanla geçeceğini düşünürsün tüm bunların ama belki de en büyük yanılgı da burada başlar.
Bazen yürürken bir sokakta her şey çok güzeldir. Evet galiba mutluyum! dersin, tam o anda rüzgarla gelen bir parfüm kokusu veya süt içen bir kedinin miyavlaması şimşek gibi çakar beyninde. Anlıktır bu bazen, bazen de bir süre uçuşur anıların anılmaması gereken tarafları. Kafanı başka şeylerle meşgul etmeye çalışırsın, düşünmemen gereklidir geride kalmışlıkları ama olmaz. Bir yerlerden yine başlar sorular sormaya beynin kendi kendine.
Nerededir şimdi o anıların sahibi? Kimle? veya yalnız mı? O da anılarının anılmaması gerektiği yerde midir? Belirli aralıklarla başa sarar bu nakarat ve bilirsin zamanla azalsa da asla bitmeyecektir sürekliliği…
Sorgulamaya başlarsın işte o zaman yavaş yavaş her şeyi. Doğru yerde misin? Doğru kişiyle ve zamanda mısın? Senin de çok hataların olmuş muydu zamanında? Sevmiş miydi seni gerçekten? Veya sevmiş miydin onu düşündüğün kadar? Aşk mıydı bu, sevgi mi, bağlılık mı? Sorularının cevabı ne olursa olsun değişmez ki gerçek… Aklına belirli periyotlarla gelecek olan anılar bütünü...
Şimdi yapman gereken ve herkesin sana sürekli tekrar ettiği bir şey vardır. “Yoluna devam etmek!” Ama bilirsin kolay değildir bunu yapmak, cümlenin dudaklardan döküldüğü kadar. Denersin belki bir süre sonra pes edersin. Yalnız da mutlusundur aslında. En azından öyle düşünürsün, düşünmek istersin. Sana huzur verir evindeki tek kişilik hayatın, tek kişilik çayın, yemeğin ve tek kişilik yatağın…Bunlar aslında yalnızlığı seçen değil, çift kişiyken incinmekten korkan birisinin yalnızlığa sığınma şeklidir. Çünkü emin olduğun bir şey vardır artık; iyi son yoktur!
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!